, , , , , , , ,

Lozan Antlaşması ve Yankıları 

Giriş: 

 Bu çalışmamda çoğunlukla yerli ve yabancı gazete haberlerinden yararlanarak, Lozan  antlaşmasının nasıl yankılandığını, antlaşmanın Türkiye için ne önem ifade ettiğini anlatmaya  çalışacağım. Bu iki konuyu anlatırken, sıkça tartışılan “Lozan Zafer mi? Yoksa Hezimet mi?”  sorusuna da gazete haberleri ve yazılarına dayanarak cevap vermiş olacağım 

 Lozan antlaşmasını doğru anlayabilmek için; Osmanlı imparatorluğunun 1. Dünya savaşı  sonunda düştüğü durumu, imzalamaya mecbur bırakıldığı Mondros mütarekesinin ne derece  ağır bir antlaşma olduğunu ve bu antlaşma sonucunda Osmanlının başkenti İstanbul dahil  Anadolu’nun dört bir yandan işgal edildiğini, bu işgallere karşı çetin şartlar altında İstiklal  Savaşı verildiğini ve zorlukla kazanıldığını bilmek gerekiyor. 

Halaskargazi Mustafa Kemal Atatürk ile Sulh Gazisi İsmet İnönü Gülhane parkında (1928)

Türk Basınındaki Yankılar:  

 Lozan antlaşmasının Türk basınındaki ilk yankılarından biri antlaşmanın imzalanmasından  14 gün önce Falih Rıfkı Atay’ın Akşam gazetesine yazdığı yazısıdır. Yazar, Lozan antlaşmasının Osmanlı’yı yıkan devletlerin yeni Türkiye’nin varlığını kabul etmesi anlamına  geldiği bir diplomatik galibiyet olduğunu açıkladıktan sonra şöyle yazmıştır: “İmparatorluk,  on iki sene içinde son hata ve zilletlerine Türk milletinin üç milyondan fazla delikanlısını  kurban etti. Fakat Türk milletinin halkı ve lâyemut (ölümsüz) kudreti, azim imparatorluğun  harabeleri, mezarları, sefalet ve tereddisi (yozlaşma) içinde yeni bir devlet, tarih-i umumideki  bütün devletlerinin teessüs çağında olduğu gibi, o kadar genç o kadar zinde bir devlet  yarattı”[1]

 Lozan antlaşmasının sonucu ile alakalı Türk basınındaki ilk yankılardan bir diğeri ise  antlaşmanın imzalanmasından on üç gün önce akşam gazetesinde çıkmıştır. Gazetenin  kurucularından olan Necmettin Sadık Sadak 11 Temmuz’da Lozan antlaşmasının temel  niteliğini anlatan bir makale kaleme almıştır. Yazıda Türkiye’nin Lozan Antlaşması sonrası  elde ettiği barışın, geçmiş dönemlerle kıyaslandığında ne kadar değerli ve anlamlı olduğu  vurgulanmaktadır. Yazar, Osmanlı’nın son dönemlerinde yabancı orduların ülkeye girdiğini,  kapitülasyonlar nedeniyle ekonomik ve siyasi bağımsızlığın kaybedildiğini hatırlatarak,  bugünkü durumun geçmişle mukayese edildiğinde bir mucize gibi olduğunu belirtir. Lozan’la  birlikte tüm sınırlar kapatılmış, yabancı nüfuz ortadan kaldırılmış, ülke tam anlamıyla hür ve  bağımsız hale gelmiştir[2]. Aynı yazar 18 Temmuz’da yazdığı makalesinde ise şu ifadelere yer vermiştir: “Lozan Konferansı’nda bütün devletlerin nasıl bir Türkiye’nin mevcudiyetini tasdik  ettiklerini tekrar uzun uzadıya anlatmaya lüzum yoktur. Bu konferanstan, bütün manasıyla  hurubu yapan (çarpışan) istiklaline sahip, kudretini ve haklarını bütün dünyaya tanıtmış yeni  bir Türk Devleti çıktı. Bu konferans, yalnız Sevr Muahedesinin ve ondan sonra gelen  hadiselerin siyah lekelerini ve facialarını silmekle kalmadı, asırlardan beri ölüme doğru  yürüyen, muzır siyasi an’anelerin tesiri altında zahiri istiklalini vaz-ı kudret-i hayatiyesini (yaşama kudretini) güçlükle muhafaza eden bir imparatorluktan zinde bir devlet yarattı”[3]

 Lozan antlaşmasının imzalanmasından önce Türk basınında çıkan son haber, antlaşma  imzalanmadan iki gün önce Tevhid-i Efkâr gazetesinde çıkmıştır. İlgili haberde ilk olarak İsviçre basınından Gazette de Lausanne isimli gazetenin 18 Temmuz tarihli nüshasında; Lozan Antlaşması’nın imzalanmak üzere olduğu, antlaşmanın her ne kadar Türkiye’nin tüm  beklentilerini karşılamasa da önemli bir siyasi başarı olduğu ve hem Türk heyetinin  kararlılıkla çalıştığı hem de müttefiklerin uzlaştırıcı bir tutum sergilediğinin ifade  edildiğinden bahsedilmiş. Haberin devamında ise Romanya basınına atıf yapılmış ve şu  ifadeler geçiyor: “Romanya matbuatı Lozan’da husule gelen itilafı mevzubahis ederek  Türkiye’nin siyaseten de muzafferiyet ihraz eylediğini yazıyorlar. Adevarul diyor ki: Türkiye,  büyük Sultan Süleyman’ın bile gıpta edeceği (hayranlık duyacağı) parlak bir zafer  kazanmıştır”[4]

 Antlaşmanın imzalandığı ve sonraki günlerde çıkan haberler ve yazılar ile devam edelim.  Antlaşma 24 Temmuz günü ve sonraki günlerde Türk basınında oldukça yankı uyandırmıştır.  Bunlardan biri Tevhîd-i Efkâr gazetesinde çıkan haberdir ve başında şu ifadeler yer alır:  “Muhammed ümmetinin alemdar bahadırı olan milletimiz, bugün zafer-i sulha ererek kahhar  kılıcını kınına koyuyor. Türkiye’nin milletler huzurunda taht-ı halasına cülûsu (bağımsızlık  tahtına oturması) bütün âlem-i İslam’ın mebde-i fevz ve necatı (kurtuluş ve mutluluk başlangıcı) olsun.” Haberin devamında, Türkiye’nin bağımsızlığının barış antlaşmasıyla uluslararası düzeyde tanındığı ve bunun toplumsal açıdan önemli bir dönüm noktası olduğu  ifade edilmektedir[5].

 Aynı gün çıkan bir diğer haber ise İkdam gazetesinin haberidir. Haberde, Tevhid-i Efkâr gazetesine benzer şekilde antlaşmanın imzalandığı gün “İstiklal bayramı” olarak anlatılmış,  Lozan ile birlikte Türkiye’nin bağımsız ülkeler arasına katıldığından bahsedilmiş. Şu ifadeler  ilgili yazının en başında geçmektedir: “Bugün Lozan’da imza edilen sulh, beynelmilel hukuk  ve siyaset sahasında yeni Türkiye’nin vaziyet-i hakikiyesini tayin ediyor. Bu yeni vaziyette  Türkiye, tam müstakil bir devlet sıfat ve mahiyetiyle, cihanın medeni ve müstakil devletleri  arasına dahil oluyor”[6]. Benzer bir anlatım ertesi gün çıkan “Sulh-İstiklal” başlıklı haberde  de vardır, şöyle denir: “Fakat bu toplar (kutlama için yapılan top atışlarından bahsediliyor) bizim için, yalnız sulh haberini ilan etmiyordu. Bununla beraber, istiklal-i tammımızın bütün  devletlerce tanınmış olduğunu dahi bize, tebşir ve tebliğ ediyor idi. Onun için bizim sürur ve  şadımız (sevinç ve mutluluğumuz), diğer tarafın şadmanisinden çok daha yüksek bulunuyor  idi”[7]

 24 Temmuz günü Hüseyin Cahit’in tanin gazetesine yazdığı yazı antlaşma ile ilgili çok  önemli yazılardan bir tanesidir. Yazıda, Lozan Antlaşmasının sıradan bir barış değil, Türk  milletinin Avrupa’dan dışlanmasının ardından yeniden Avrupa’ya ve uluslararası topluma  dönüşünü simgeleyen tarihî bir dönüm noktası olduğu anlatılır. Antlaşmayla birlikte Türkler  ve Müslümanlar, Batı’nın yüzyıllardır süregelen önyargı ve düşmanlıklarını yıkarak eşit  konuma gelmiş, Sevr’in dayattığı aşağılayıcı şartlar reddedilmiştir. Böylece millî sınırlar  güvence altına alınmış, Türk milleti özgürleşmiş ve yeniden bağımsız bir aktör olarak tarih  sahnesine çıkmıştır[8]

 Aynı gün İleri gazetesinde de bir haber çıkmıştır. Haberde, Tan gazetesine atıf yapılarak  şöyle söylenmiştir: Şimdilik belli başlı alâkadarların kazanç ve zararlarını hangi sathi bir  bilanço tanzim edilebilir. En ziyade kazananlar, aşikârdır ki Türklerdir. General İsmet Paşa  ile refiki Rıza Nur Bey heyet-i umumiyesi itibariyle büyük bir zafer-i siyasî ihraz etmişlerdir.” 

Yazıda, Türkiye’nin Lozan antlaşmasıyla beraber bağımsızlığını kazanmış olması önemli yer  tutmaktadır[9]. Gazetede aynı tarihte antlaşma ile ilgili başka bir haber daha çıkmıştır ve şu  ifadeler yer alır: “Bugün Avrupa Türk’ün hakkını, istiklâlini tasdik ediyor. Lozan Sulhu’nun  cihanın emniyet ve selamet-i âtiyesi (gelecekteki güvenliği) nokta-i nazarından olan ehemmiyetinden biraz bahsettik. Fakat bu sulhun bize, doğrudan doğruya Türk milletine neler  temin ettiğini de gözden geçirelim. Lozan Muahedesi herşeyden evvel Türk milletinin kendi  hudud-ı milliyesi dahilindeki tam istiklâlini tasdik etmiştir”[10]. Görüldüğü üzere aynı  bağımsızlık vurgusu bu haberde de yer alıyor. 

 Antlaşmanın imzalanmasından yaklaşık iki hafta sonra İstikbal isimli gazetede dikkate  değer bir haber çıkmıştır. Haberde, İngiliz basınının en önde gelen gazetelerinden The Times  ve Daily Mail gazetelerinin ortak yorumundan bahsedilmiş. İlgili yorum Daily Mail  gazetesinden şu şekilde aktarılmış: “Lozan’da Türklerin Garp vesâyeti altında bulunan tâbi  bir millet olmadıklarını, belki kendi memleketi dâhilinde ecnebi müdâhalesinden tamamıyla  masûn kalmak hakkını hâʾiz (Karışılmama hakkına sahip olan) bir millet olduklarını tanıdık.” İlgili İngiliz basını yorumunda açık bir şekilde Lozan Antlaşması sayesinde Türkiye’nin  bağımsız bir devlet olarak tanındığı belirtilmiş[11].

Dış Basındaki Yankılar:  

 Lozan antlaşmasının dış basında uyandırdığı yankıları Yunan, İngiliz, Fransız ve Amerikan  basını üzerinden anlatacağız. İlk olarak Yunan ve İngiliz basını ile başlayalım.  

 Yunan Basını: Yunan basınında çıkan ilk yankılardan biri antlaşmanın imzalandığı gün  Ethnos isimli gazetede çıkmıştır. Haber şu şekilde başlar: “Lozan Antlaşması’nın imzalandığı  bugün, Sevr Antlaşması’nın (verdiği) Yunan zaferini acıyla anmaktan başka bir şey  yapamıyoruz.” Haberin tamamına baktığımız vakit, Lozan antlaşmasının Yunanistan için bir  “yenilgi” olduğunu. Buna rağmen o günün şartları altında bu antlaşmanın Yunanistan’ın imzaladığı en iyi barış antlaşması olduğunu görüyoruz. Nitekim haberin sonu şu şekildedir:  “Sevr’in kazananı bugün, üç yıl içinde Yunanistan’a verilen her şey iptal eden resmi bir  belgenin altına imzasını atmak zorunda kalıyor. Ancak yeni antlaşma, ne kadar sert olursa  olsun, ülkemize barış içinde bir araya gelme, büyüme ve gelişme fırsatı sunuyor”[1]. Aynı  gazetede ertesi gün çıkan habere göre antlaşma, Yunanistan’ın on yıllık mücadelesine rağmen  ağır bir yenilgiyle, Türkler için ise kesin bir zaferle sonuçlanmıştır. 1 Kasım’daki siyasi hata  Yunan halkını felakete sürüklemiş, Türkler geniş taleplerle Yunanistan’ı baskı altına almıştır.  Görüşmeler boyunca Türk tarafı yalnızca Yunan taleplerinde sınırlı tavizler vermiş;  müttefiklerin ise tüm talepleri başarısız olmuştur[2]

 Yunan basınında çıkan dikkat çekici yankılardan bir diğeri ise 25 Temmuz günü Patris gazetesinde çıkan haberdir. İlgili haber antlaşmayı açık bir şekilde Türk zaferi olarak görür, şu  şekilde başlar: “Yunan tarihinde büyük bir durak, Lozan Antlaşması. Melankolik bir durak.  Venizelos’un eşsiz diplomatik becerisi, gaddarlıkta eşsiz olan savaşlardan sonra… felaketin  sonuçlarını en aza indirmeyi başardı. Yunan temsilcileri bir an bile unutmayacağız, ki onlar  üç sene önce Türklere Sevr Antlaşması’nı dayatanlarla aynı kişiler, dün de bir yenilgi  antlaşması imzaladılar.” Haberin ikinci paragrafında ise Yunanistan’ın yıllar önce büyük bir  ülküyle başlattığı Anadolu seferinin zamanla nasıl bir felakete dönüştüğü, bu idealler uğruna  verilen mücadelenin, ağır bedeller ve kayıplarla sonuçlandığı ve bir milletin umutlarının  yerini derin bir çöküş ve çaresizlik duygusunun aldığı anlatılıyor[3]. Aynı gazetenin ertesi gün  çıkan haberinde ise, Lozan antlaşması ile Sevr antlaşması mukayese edilmiş ve Lozan’ın  Türkler adına zafer olduğu ayrıntılı olarak anlatılmıştır[4]

 Antlaşmanın imzalandığı gün Yunan basınındaki bir diğer önemli yankılanma ise  Amaltheia Smirni gazetesinde çıkmıştır. Haber, Lozan Antlaşması’nı Türkiye’nin kesin ve  önemli bir zaferi olarak kabul etmektedir. Antlaşma sonucunda Sevr’in geçersiz olduğu ve  Türkiye’nin uluslararası alanda meşru bir egemenlik kazandığı belirtilmektedir. Bu durum,  “Türkiye’nin ruhlara uzun süre hâkim olacak zaferi” ifadesiyle güçlü bir şekilde  vurgulanmaktadır. Ancak, bu kabulün yanında, yazıda Türkleri küçümseyen ve ırkçı bir  söylem de yer almaktadır. Özellikle “Türklerin yabancılara muhtaç bir Asya ırkı olduğu” ifadesi, bu olumsuz bakış açısını açıkça göstermektedir. Bu söylem, Türklerin bağımsızlık ve  uygarlık kurma kapasitesinin küçümsenmesine dayanır. Yazıda, antlaşma yalnızca Türkiye’nin  değil, aynı zamanda Batı’nın da ideolojik bir mağlubiyeti olarak gösterilir. Türklerin kazancı,  Batı’nın değer kaybı ve ahlaki çöküşü üzerinden anlatılır[5]. Kısaca açıklamak gerekirse ilgili  yazıda Lozan antlaşmasının Türkler adına bir zafer olduğunu kabul etmenin yanı sıra Yunan  tarafının yenilgiyi hazmedemeyip ve kabullenemeyip Türk ulusunu aşağılama durumu var. Aynı gazetedeki başka bir manşette ise antlaşma İslam’ın zaferi olarak anlatılır. İlgili haber  şöyle başar: “Lozan Antlaşması’nın imzalanması İslam için gerçek bir zaferdir. Güçlü  Hıristiyan devletler, aralarında özgürlük, medeniyet, adalet, milletler adına yürüttükleri muzaffer bir savaştan sonra, Ortodoks Bizans’ın içinde bulundukları İslam Halifeliğinin yüce  tahtı ilan edildiği bir antlaşma imzaladılar”[6]

 İngiliz Basını: İngiliz basınında Lozan antlaşması, konferanslar boyunca dikkatle takip  edilmiş ve görüşmeler sırasındaki önemli gelişmeler basına yansımıştır. Fakat biz burada  antlaşmanın imzalanması ve sonraki süreçte çıkan yankılara bakıp, İngilizler antlaşmayı nasıl  görüyor kendi ağızlarından anlatacağız.  

 Basındaki yankılara geçmeden önce döneme şahitlik eden meşhur İngiliz tarihçi  Tonybee’nin antlaşma hakkındaki söylemini aktarmak istiyorum. Tonybee Lozan antlaşması  ile ilgili olarak şunları söylemektedir: “Lozan’da, Müttefikler, Türk Ulusçuların yaklaşık  olarak tüm taleplerine boyun eğdiler. Dünya, şaşılacak şu manzarayla karşılaşmıştır:  Yenilgiye uğratılmış ve görünürde yıkılmış olan bir ulus, yıkıntılarının üzerinden yükselerek,  kesinlikle eşit koşullar içerisinde, dünyanın en yüce uluslarının önüne çıkarak,1. Dünya  Savaşı’nın aşağılanmış olan muzafferlerinden, hemen hemen her ulusal dileğini kazanmıştır.  Bu düelloda en büyük kredi, sağır, zeki, hesapçı ve sürekli inatçı devlet adamı ve asker İsmet  Paşa’ya aittir”[7]

 Antlaşmanın sonuçlanması ile ilgili İngiliz basınında çıkan haberlerden ilki imza  gününden iki gün önce çıkan “Peace With Turkey” başlıklı haberdir. İlgili haberde Türklerin  Viyana bozgunundan sonra yüzyıllardır sürekli gerileme içinde olduğundan bahsedildikten  sonra şu ifadelere yer verilmiştir: “Yine de bugün onların Avrupa’ya geri döndüğünü,  yüzyıldır sahip olduklarından daha büyük bir siyasi ve ekonomik bağımsızlığa sahip  olduklarını görüyoruz. Türkiye, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük güçlerine karşı diplomatik  zaferin sevincini yaşıyor. …Türkiye Avrupa’dan çıkarılacaktı. Şimdi ise sınırsız askerî  kuruluşu ile yeniden tam gücüyle geri döndü”[8]

 Antlaşmanın imzalandığı 24 Temmuz gününün ardından İngiliz basınında çokça manşet  çıkmıştır. Bu manşetler arasında dikkat çekenlerden biri Halifax Evining gazetesinde  çıkmıştır. İlgili haberde Westminster şehrinin gazetesine atıf yapılarak şu ifadelere yer  verilmiştir: “Türkiye ile nihayet barış imzalanmıştır ve İsmet ile Mustafa Kemal, ülkelerine  çok dikkat çekici bir diplomatik zafer kazandırdıkları için sonsuz bir minnettarlığı hak  etmektedir. Onlar, ülkelerini, bir Avrupa gücü olarak tarihinin sonunu müjdeleyecekmiş gibi  görünen bir çöküşten, beklenebileceğinden daha büyük bir bağımsızlık konumuna  taşımışlardır”[9]. Bu ifadelerin aynıları atıf yapılan gazetede de yer almaktadır[10]. Bu  haberler ile aynı gün Western Daily gazetesinde çıkan haberde Daily Chronicle gazetesinden  aktarılarak, Türklerin Lozan’da sadece barış imzalamadığını, bir zafer kazandıkları yazılmıştır. Haberin devamında ise “Dört yıl süren çetin bir savaş sonunda İngilizlerin Türklerden aldığı hemen her şeyi, Türkler diplomasi yoluyla geri aldılar. Bu İngilizler için acı  bir neticedir. Bu durum, yıllarca sürmüş savaştan sonra kazanılan zaferin meyvelerini bu  kadar kısa bir görev süresi içinde teslim eden muhafazakâr hükûmetin dış politikası üzerinde  çok kara bir lekedir” ifadeleri yer almıştır[11].  

 Ertesi gün İngiliz basınında The Guardian gazetesinde çıkan haberde Amerika’nın  antlaşmaya ilişkin birkaç yorumuna yer verilmiştir. İlgili haberde New York Times gazetesinin  “Antlaşma, Büyük Güçlerin kendi ahlaki ve entelektüel eksiklikleri nedeniyle Türklere  

yenildikleri gerçeğini tarihe yazıyor. Yenildiler ama faturayı yine de Yunanlılar ve Ermeniler  ödeyecek. Büyük Güçler, gerçekte hiçbir şeyi halletmeyen Yakın Doğu anlaşmasına  girdiklerine göre, zamanı geldiğinde paylarına düşeni ödemek zorunda kalacaklardır.” İfadeleri ve The Morning World gazetesinin “İnsani yükümlülükler yine siyasi gerekliliklere  boyun eğdi ve Türkler, yardım almadan, orduları için kazanamadıkları, Merkezi Güçlerle  askeri ittifakları olan milliyetçilikleri için yine zafer kazandılar…” şeklindeki ifadeleri  aktarılmıştır[12].

 Antlaşmanın imzalanmasından dört gün sonra İngiltere’nin önde gelen gazetelerinden  Daily Telgraph gazetesi Lloyd George’un antlaşma ile ilgili söylemlerini aktarmıştır. Habere  göre, Lloyd George “Mudanya Anlaşması, Sevr Antlaşması değildi, ama kesinlikle Lozan’dan  daha iyiydi. Sevr’den Mudanya’ya (gitmek) bir geri çekilme (idareli bir ricat) idi,  Mudanya’dan Lozan’a ise tam bir bozgun (kaçış/yenilgi). Sırada ne var? Lozan son durak  (nihai nokta) değil; o sadece bir kilometre taşıdır!” ifadelerini kullanmıştır. İlgili haber ayrıca  “Türklere Güvenilmez” başlığı altında “Ankara’dan gelen haberler, barışın orada büyük bir  Türk zaferi olarak kutlandığını söylüyor ve gerçekten de öyle.” İfadelerine yer vermiştir[13]

 Fransız Basını: Antlaşmanın Fransız basınındaki ilk yankılarından biri imzalanmasından 5  gün önce Le Temps gazetesinde çıkmıştır. Türkiye’nin bu antlaşma ile bağımsızlığına  kavuşması gazetede şu ifadeler ile belirtilir: “Konferansta bariz biçimde en çok kazanan Türk  tarafı olmuştur. General İsmet ve yardımcısı Rıza Nur genel olarak büyük bir diplomatik zafer  kazanmışlardır. Düşmanları İngiliz ve Yunanlıların Mudanya Ateşkesinden sonucunda  uğradıkları hüsrana maruz kalmamışlardır. Ülkeleri, 150 seneden beri kaybettikleri tam  bağımsızlığa tekrar kavuştular.” Aynı yazıda Türk tarafının çok kısa bir sürede zafere  ulaştığına dikkat çekilir[14]. Aynı gazetede hemen ertesi gün çıkan makalede ise antlaşmanın  Türkiye için zafer olarak kabul edilebileceği anlatılır. İlgili yazıda; Türkiye’nin antlaşma ile  sadece siyasi değil, aynı zamanda sosyal, akademik, adli ve ekonomik alanlarda tek egemen  olduğundan ve Misak-ı Milliyi nerdeyse tamamladığından bahsedilmiştir[15]

 Fransız basınındaki önemli yankılardan bir diğeri ise antlaşmanın imzalanmasının hemen  ertesi günü çıkmıştır. Yazıda, Türk tarafının Boğazlar konusunda bazı tavizler vermesine  rağmen antlaşmanın Türkler lehine sonuçlandığından şu şekilde bahsedilmiştir: “Ancak Lozan  Antlaşması’nın büyük bir avantajı da var: [Bu antlaşma] Özgür Türkiye’nin mevcudiyetini  onaylamaktadır. Müttefik emperyalistler, Ankara hükümetinin tüm modern devletlerinkine eşit  bir şekilde egemenlik hakkını zorunda kaldılar. Kapitülasyonların küçük düşürücü yükünden  kurtulmuş, Asya’nın kapılarında medeni, bağımsız bir cumhuriyet var ve şayet bu cumhuriyet  devrim yolunda ısrarcı olursa, asil İslam halkları için bir çekim merkezi olacaktır”[16]. Aynı  gün Le Radical gazetesinde çıkan makalede ise şu ifadeler yer alır: “Lozan Antlaşması Sevr  Antlaşması’nın yerini alacak. Biri Müttefiklerin Almanya ve Türkiye’ye karşı kazandığı zaferi,  diğeri de Türkiye’nin Yunanistan’a ve Konstantin krallığını Doğu’daki muhafızı haline  getirmiş gibi görünen büyük güçlere karşı kazandığı zaferi onaylıyor. İsmet Paşa Yunan  ordusuna karşı kazandığı zaferden ötürü tebrik edilmiş ve bu tebrikleri de hak etmişti. Fakat  yalnızca yerel ölçüde bir başarı elde etmişti. Sonuçlar açısından çok daha önemli olanı  Lozan’daki zaferidir”[17]

 Fransız basınında göze çarpan yankılar arasında L’Ouest-Éclair gazetesindeki yazıda yer  alır. İlgili gazetede, antlaşmanın bir Türkler için bir zafer olduğu ana başlıktan verilmiş ve  hemen arkasından ise şu ifadeler yer almıştır: “Lozan Konferansı’nın bir ölçüde Türkiye için  bir zafer olduğu açıktır. Her halükârda, Fransa de için bir yenilgi olmaktan uzak  değildir”[18]

 Bu yazıdan 9 gün sonra yani 4 Ağustos günü Le Mondre Illustré isimli Fransız gazetesinde  Lozan antlaşması ile ilgili başka bir haber çıkmıştır. İlgili haberde; Bir zamanlar Barbar olarak  tanımlanan Türklerin galip geldiği, yalnızca itibarlarını kurtarmakla kalmayıp, daha da  fazlasını elde ettikleri, Lozan görüşmeleri boyunca daima kurnaz ve kararlı bir diplomasi  yürüten Türklerin, tüm yorgunluğa rağmen başarı kazanmış oldukları anlatılmaktadır[19]. Bu  haberden altı gün sonra ise La Lanterne isimli gazetede şu ifadeler yer alır: “Barış yapıldı! 

BARIŞ DİNÇER FİKRİ KEMALİ ARAŞTIRMACISI 

Türkler için barış, Helenizm’in yenilgisidir, Muhammed’in Hilal’inin Avrupa’ya geri  dönüşüdür, Konstantinopolis’in geri alınmasıdır. Bu, yeni bir ihtişamın sarhoşluğudur”[20]

 Amerikan Basını: Amerikan basınında çıkan ilk yankılar antlaşmanın imzalanmasının 2 hafta öncesine uzanır. Haberde, Anadolu’dan gelen bir avuç Türk Milliyetçisinin taleplerini  dünyanın en büyük güçlerine dayattığı belirtilerek konferansın sonucunda tam anlamıyla bir  

Türk zaferinin yaşandığı ifade edilmiştir. Devamında şu ifadeler geçmektedir: “Türk zaferi o  kadar tam ve ezici olmuştur ki, büyük bir sevinç içinde olan Türkler bile bu mucizenin nasıl  gerçekleştiğini idrak edemezler.”[21]. Antlaşmanın imzalanmasından 5 gün önce Washington’da çıkan haberde ise, Türkiye’nin konferans boyunca müttefikleri sürekli köşeye  sıkıştırmasından bahsedilmiştir[22]

 Antlaşmanın imzalanmasından sonra Amerikan basınında çıkan önemli haberlerden bir  tanesi The New York Times’da yayınlanmıştır. İlgili haberde, “Lozan Antlaşması, Büyük  Güçlerin Türkler tarafından dövüldüklerini tarihe yazmaktadır.” İfadeleri yer almıştır[23]. Bu  haberin 1 hafta sonrasında Los Angeles Times’da başka bir önemli haber çıkmıştır. Haberde;  İngiltere Başbakanı Lloyd George’un, Antlaşmayı İngiltere’nin imzaladığı en utanç verici  antlaşma olarak ilan ettiğinden bahsedilmesinin yanı sıra yine İngiltere’de Liberal Parti’nin  önde gelenlerinden Edward Grigg’in antlaşmayı onur kırıcı ve aşağılayıcı olarak  nitelendirdiği belirtilmiştir[24]

 Aradan biraz süre geçince 1923 yılının ağustos ayının ilk haftasında Washington’da  Edward Grigg’in bu antlaşmayla beraber İngiltere’nin dünya siyasetinin piyonu haline  geldiğini ifade etmesi manşete taşınmıştır[25]. Birkaç hafta sonra aynı gazetede çıkan  

“Lozan’ın Teslimiyeti” başlıklı haberde, konferansın Türklerin taleplerine göre sonuçlanması şu ifadelerle anlatılmıştır: “Uzun yıllar süren mücadeleden sonra Avrupa’nın Hıristiyan  güçleri, Lozan’da peş peşe Türklere teslim oldular”[26]

Sonuç: 

 Sonuca bakacak olursak; antlaşmanın önemli tarafları İngiltere, Fransa, Yunanistan ve  Türkiye devletlerinde çıkan haberlerde, antlaşmanın Türkiye için bir zafer olduğu anlaşılmaktadır. Haberlerin çoğunda, Türkiye’nin antlaşmayla beraber bağımsızlığını  kazandığı ve Türk halkının kendi topraklarında dış müdahaleye maruz kalmadan özgür bir  şekilde yaşama hakkı elde ettiğinden bahsedilmiştir.  

Kaynaklar:  

Türk Basını:  

[1] Falih Rıfkı, “Takdis”, Akşam, 10 Temmuz 1923 

[2] Necmettin Sadık, “Sulhun Mahiyeti”, Akşam, 11 Temmuz 1923 

[3] Necmettin Sadık, “Nihayet Oldu!”, Akşam, 18 Temmuz 1923 

[4] “Lozan Sulhu, Türkiye’nin Siyasi Zaferidir”, Tevhid-i Efkâr, 22 Temmuz 1923  

[5] “Bugün Sulh Bayramı, Hakiki Halas ve İstiklal Bayramımızdır”, Tevhid-i Efkâr, 24 Temmuz 1923 [6] “Bayram-Sulh”, İkdam, 24 Temmuz 1923 

[7] “Sulh-İstiklal”, İkdam, 25 Temmuz 1923

[8] Hüseyin Cahit, “Sulh Bayramı”, Tanin, 24 Temmuz 1923 

[9] “Türkiye Bir Buçuk Asırdanberi Kaybettiği İstiklâl-i Tammını Elyevm istirdad Etmiş Bulunuyor”, İleri, 24 Temmuz 1923 [10] “Bugün Şark Sulhu İmzalanıyor”, İleri, 24 Temmuz 1923 

[11] “Sulhumuz ve Matbuat”, İstikbal, 4 Ağustos 1923 

Dış Basın:  

[1] “Barış”, Ethnos, 24 Temmuz 1923 

[2] “Barıştan Sonra, Tüm Yunanların Sloganı”, Ethnos, 25 Temmuz 1923 

[3] “Dün Öğlen Antlaşma İmzalandı, Yunan İdeali Ölmüş Değil”, Patris, 25 Temmuz 1923 

[4] “Lozan Antlaşması İmzalandı, Muzaffer Müttefiklerin Tam Yenilgisi, Havas Ajansı’ndan Karakteristik bir Yazı,  Türkiye’nin Yabancıları Korunmasız”, Patris, 25 Temmuz 1923 

[5] Georg. N. Papantonakis, “Lozan Antlaşması”, Amaltheia Smirni, 24 Temmuz 1923 

[6] “İslam’ın Zaferi”, Amaltheia Smirni, 26 Temmuz 1923 

[7] Arnold J. Tonybee ile K. P. Kirkwood, Turkey, Londra 1926, s.117 

[8] Crawfurd Price, “Türkiye ile Barış”, The Sunday Times, 22 Temmuz 1923 

[9] “Türkiye’nin Zaferi”, Halifax Evining, 25 Temmuz 1923 

[10] “Lozan’da Sevinç”, Westminster Gazette, 25 Temmuz 1923 

[11] “Türk Zaferi ve Lozan’da Teslimiyet”, Western Daily, 25 Temmuz 1923 

[12] “Türkiye Savaşı Nasıl Kazandı, ABD’nin Lozan Antlaşmasına İlişkin Yorumları”, The Guardian, 26 Temmuz 1923 [13] “Türkler Usta Balıkçılardır Fakat Yöneticileri Kötüdür. Lloyd George’un Eleştirisi”, Daily Telegraph, 28 Temmuz 1923  [14] “Lozan Barış Antlaşması Daily Telgrafının Pot Kırması”, Le Temps, 19 Temmuz 1923 

[15] Paul Gentizon, “Doğu Barışı”, Le Temps, 20 Temmuz 1923 

[16] A. Delhay, “Lozan Antlaşması Dün İmzalandı”, L’Humanité, 25 Temmuz 1923 

[17] G. Brouville, “Konferanslar Tarihi İçinde Büyük Bir Tarih”, Le Radical, 25 Temmuz 1923 [18] P. O. Dolbert, “Türk Zaferi”, L’Ouest-Éclair, 26 Temmuz 1923 

[19] Camille Vergniol, “Lozan Barışı”, Le Mondre Illustré, 4 Ağustos 1923 

[20] “Türk Zaferi”, La Lanterne, 10 Ağustos 1923 

[21] “Türk Artık Hasta Adam Değil; Avrupa Tamamen Teslim Oluyor”, Chicago Tribune, 10 Temmuz 1923 [22] “Türkiye ile Antlaşma”, The Washington Post, 19 Temmuz 1923 

[23] “Lozan’da Son”, The New York Times, 25 Temmuz 1923 

[24] “Bedel Ödemek”, Los Angeles Times, 31 Temmuz 1923 

[25] “Sır Edward Grigg, Lozan Anlaşması’nın ‘Aşağılayıcı’ Olduğunu İfade Ediyor”, The Washington Post, 05 Ağustos 1923 [26] “Lozan’ın Teslimiyeti”, The Washington Post, 25 Ağustos 1923

Lozana Dair Birkaç Ek:

  Daily Standart gazetesi 26 Temmuz tarihinde Avusturya basınından. Makalede,  “Türkler Lozan’da Kazandı” başlığı atmış. Türklerin Lozan’daki kazanımlarından  Mavi renk ile gösterdiğim kısımda The Times bahsedilirken, başarının müzakerecilerin  gazetesinin “Türk milliyetçiliği batı diplomasisinin becerilerine ve Mustafa Kemal’e borçlu  

birleşmiş güçlerine karşı koydu” şeklindeki ifadeleri olunduğu Türkiye’nin egemen ve eşit  aktarılmış. bir devlet haline geldiği belirtilmiş.   (Neu Freie Presse, 25 Temmuz 1923) 

3 Ağustos 1923 tarihli Anadolu’da Yeni Gün gazetesi:  

“Türk Zaferinin Dalgalandığı Diyarlardan” diye  

başlık atılmış. Yazının devamında “Bosna ve  

Hersek’te bütün Müslümanlar Türkün kılıcıyla  

kazandığı zaferin Lozan’da tevsikini (kanıtlanması)  

büyük bir memnuniyetle tesid eylemiştir. Büyük  

zaferimiz ve onun Lozan’da garp devletlerince tevsiki,  

uzak yakın bütün Türk ve Müslüman âleminde pek  

derin ve mesudane tesirler bırakmış” ifadeleri  

geçiyor. 

Benzer bir dış basından bahsetme olayı 31 Temmuz  

1923 tarihli Hakimiyet-i Milliye gazetesinde de vardır.  

İlgili gazetede “Türkiye’nin Zaferi Karşısında  

Avrupa” başlığı altında; “İngiliz gazeteleri hararetli  

makaleleriyle zaferimizin büyüklüğünden  

bahsediyorlar” ifadeleri ile Bombay Chronicle ve  

Daily Mail gazetesi örnek verilmiştir. 

Yazan: Barış Dinçer

instagram : https://www.instagram.com/barisdincer03?igsh=MWcxeXBkaGl5Y2xtYQ==